|
ERKEK OSTEOPOROZU: ANAHTAR MESAJLAR Dr. Alp ÇETİN
-
Osteoporozla ilgili çalışmaların büyük çoğunluğu kadınlar üzerinde yapılmaktadır ve erkekler bu konuda ihmal edilmiştir. Oysa tüm osteoporoz vakalarının %30'u erkeklerde gözlenmektedir. Günümüzden 20 yıl sonra erkeklerdeki kalça kırığı sıklığının günümüzde kadınlarda gözlendiği kadar olacağı ön görülmektedir. Kalça kırığı sonrası mortalite oranı erkeklerde kadınların iki katıdır.
-
Erkeklerde doruk kemik kütlesi kadınlardan daha fazladır. Trabekül kalınlığı ve hacmi bu dönemde erkeklerde daha fazla iken yaşla birlikte her iki cinste de azalır. Kadınlarda incelen trabeküller perfore olurken erkeklerde başlangıçta daha kalın olduklarından trabekül sayısı korunur.
-
Erkeklerde östrojenler kemik yoğunluğu üzerine en az testosteron kadar önemlidir. Testosteron ile kemik mineral yoğunluğu arasında ilişki gösterilememişken östrojen ile kemik mineral yoğunluğu arasında belirgin korelasyon vardır.
-
Elli yaş üstü erkeklerde WHO'nun postmenapozal kadınlarda önerdiği osteoporoz tanı kriterleri kullanılabilir. Erkek referans değerlerine göre hesaplanan femur boynu, femur toplam ya da lomber toplam (L1-L4) T-skorlarından herhangi birinin -2,5 ve altında olması durumunda erkeklerde osteoporoz tanısı konulabilir.
-
Erkeklerde sekonder osteoporoz sık gözlenir (%40) ve en önemli nedenleri hipogonadizm, kortikosteroid kullanımı ve aşırı alkol tüketimidir. Sekonder neden bulunmayan osteoporozlu hastalar 70 yaşından büyükse senil osteoporoz, 70 yaşından küçükse idiopatik osteoporoz olarak sınıflandırılır.
-
Erkek osteoporozu tedavisinde onaylanmış ilaçlar Alendronat, Rizedronat, Zolendronat ve Paratiroid Hormondur. Kırık riski yüksek hastalara bu tedavilerden biri önerilmelidir. Ancak tüm hastalarda yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini alımı ile egzersiz, düşme riskini azaltılması gibi ilaç dışı tedavi ve önlemlerin tedavinin temel şartları olduğu unutulmamalıdır.
GLUKOKORTİKOİD OSTEOPOROZU: ANAHTAR MESAJLAR Dr. Gökhan KESER
-
Glukokortikoid osteoporozu sekonder osteoporozun en sık nedenidir.
-
Başlangıçta kemik yıkım-yapım hızı artmış olmasına karşın, daha sonra kemik yapım hızında azalma ön plana geçer.
-
Günde 5 mg veya daha yüksek predizolon dozlarının üç aydan uzun süreyle sistemik kullanılması durumunda osteoporoz riski vardır.
-
Bununla birlikte, kronik kullanımda çok daha düşük dozların ve hatta inhalar steroidlerin dahi riskli olabileceği bildirilmiştir.
-
Glukokortikoid osteoporozu tedavinin erken döneminde (ilk 3-6 ayda) başladığı için, osteoporoza karşı koruyucu ve/veya tedavi edici önlemler daha tedavinin başından itibaren alınmalıdır.
-
Tedavi başında kimlere DXA çekileceği, hangi sıklıkta tekrar edileceği ve uygulanacak tedavinin ayrıntıları klavuzlarda farklılıklar gösterdiği için, hastanın özellikleri ve diğer risk faktörleri göz önüne alınarak bireysel karar verilmelidir.
-
Etkin kalsiyum ve D vitamini desteği ve diğer koruyucu önlemler yanında, tedavide bifosfonatlar ve kırığı olan daha ağır olgularda paratiroid hormon ön plana çıkmaktadır.
KANSER VE OSTEOPOROZ: ANAHTAR MESAJLAR Dr. Tansu ARASIL
-
Kanser tedavilerinin çoğunun (cerrahi ablasyon, kemoterapi, aromataz inhibitörleri, GnRH agonistleri, kortikosteroidler, vb.) kemiklerde olumsuz etkileri vardır. Özellikle meme ve prostat kanseri tedavileri, kemik yapım hücrelerinin önemli regülatörleri olan estrojen ve testosteronu ortadan kaldırıp aşırı kemik kaybına, osteopeni, osteoporoz ve osteoporotik kırıklara, morbidite ve mortalitenin artmasına yol açarlar. Yaş ve eşlik eden faktörler de (metastatik hastalığa ve tedavi ile ilişkili güçsüzlüğe bağlı artmış düşme riski gibi) kırıklar için bağımsız risk faktörleridir.
-
Kanserin yeterli şekilde tedavi edildiği veya remisyonda olduğu durumlarda bile osteopeni ve osteoporoz söz konusudur.
-
Kanserin ve tedavilerinin, sonuçlarının giderek artan farkındalığı, kemiklerdeki yan etkilere de dikkat çekmektedir. Kanser tedavisi gören hastalarda osteopeni ve osteoporoz yönünden de değerlendirme ve tedavi (belli aralıklarla kemik dansite ölçümü, kalsiyum ve vitamin D ekleri, uygun beslenme ve egzersizler, vb. gibi genel önerilerin yanı sıra, bisfosfonatlar, SERM’ler, denosumab, vb. gibi ilaçların kullanımı, vb.) osteoporozda morbidite ve mortalitenin azaltılmasına önemli katkı yapar.
-
Osteoporoz ile yakından ilgilenen tıp dallarına mensup hekimlerin yanı sıra, kanser cerrahisi ve onkolojisi ile ilgilenen hekimlerin de kanser ve osteoporoz konularına yönelik olarak daha fazla bilgilenmeleri gereklidir.
|